NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDİR, TEKDİR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR! « URFA SİYASETİ

---
SON DAKİKA

NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDİR, TEKDİR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR!

Nasihat dinlemeyen, eleştiriden kaçan ve aynı yanlışta ısrar edenlere karşı susmak, zamanla yanlışa ortak olmaktır. Çünkü bir toplumda yanlışlar kadar, o yanlışlara göz yuman sessizlik de tehlikelidir.

Bu haber 31 Ekim 2026 - 0:31 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Ömer Dodanlı yazdı

Ziya Paşa’nın hafızalara kazınan şu dizeleri, aradan geçen yıllara rağmen toplumsal hayatın önemli bir gerçeğini hatırlatıyor:

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!”

Bu iki mısra, yalnızca bir uyarı değil, aynı zamanda sorumluluk ve disiplin üzerine güçlü bir mesajdır. Önce nasihat edilir, yanlış anlatılır, doğru gösterilir. Buna rağmen aynı hatalarda ısrar ediliyorsa artık daha kararlı bir tutum gerekir.

Elbette bugün bu dizelerdeki “kötek” ifadesini fiziksel şiddet olarak değil; hukukun, yaptırımın ve hesap verebilirliğin sembolü olarak değerlendirmek gerekir. Mesele insanı cezalandırmak değil, yanlışı durdurmak ve adaleti sağlamaktır.

ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLÜ OLMAYANLAR!
Bugün siyasetten bürokrasiye, kamu yönetiminden toplumsal yaşama kadar en büyük sorunlarımızdan biri, eleştiriye tahammülsüzlük.

Bir yanlış dile getirildiğinde çözüm üretmek yerine eleştireni susturmaya çalışan, sorumluluk almak yerine suçu başkasına yükleyen bir anlayışla karşı karşıyayız.

Oysa makam sahibi olmak, kusursuz olmak anlamına gelmez. Yetki kullanmak, hesap vermekten muaf olmak değildir. Seçilmiş olmak da eleştirilemez olmak anlamına gelmez.

Kamu görevini üstlenen herkes şunu bilmelidir: Makamlar kişisel itibar alanı değil, millete hizmet emanetidir.

Vatandaşın sorusu demokratik bir hak, gazetecinin eleştirisi kamu adına denetim görevi, muhalefetin itirazı ise demokratik sistemin vazgeçilmez unsurudur.

Bunları tehdit olarak görenler, önce kendi yönetim anlayışlarını sorgulamalıdır.

AYNI YANLIŞTA ISRAR, ARTIK TERCİHTİR!
Elbette herkes hata yapabilir. Önemli olan, hatanın farkına varıldığında gösterilen tutumdur.

Uyarılar dikkate alınmıyor, eleştiriler görmezden geliniyor ve aynı yanlışlar tekrarlanıyorsa artık ortada basit bir iletişim sorunu yoktur. Bir sorumluluk meselesi vardır.

Özellikle kamu kaynaklarının kullanımı, liyakat, adalet ve vatandaşın hakkı söz konusu olduğunda kimsenin görmezden gelinme ayrıcalığı bulunmamaktadır.

Verilen sözler tutulmuyorsa, hizmet aksıyorsa, kamu zararı iddiaları varsa bunlar belgeleriyle incelenmeli; denetim ve hukuk mekanizmaları işletilmelidir.

Çünkü denetlenmeyen güç, zamanla keyfîliğe dönüşebilir. Hesap sorulmayan yerde ise sorumluluk duygusu zayıflar.

Bir yöneticinin gerçek başarısı, kendisini eleştirenleri susturmasında değil, eleştirilerden ders çıkararak yanlışlarını düzeltebilmesindedir.

KÖTEK DEĞİL, HUKUKUN GEREĞİ!
Burada önemli bir çizgi var: Hiç kimsenin bir başkasına şiddet uygulama hakkı yoktur. Hukuk devletinde yanlışın karşılığı şiddet değil, kanunların öngördüğü yaptırımdır.

Kuralları ihlal edenlere hukuk hatırlatılır. Kamu görevini kötüye kullandığı tespit edilenler hakkında gerekli idari ve adli süreçler işletilir. Vatandaşın hakkını ihlal eden uygulamalar varsa sorumlular hesap verir.

Ne makamın büyüklüğü ne siyasi gücün ağırlığı hukukun üzerinde olabilir.

Adalet, yalnızca güçsüzden hesap sormak değil, gücü elinde bulunduranı da denetleyebilmektir.

SESSİZLİK, YANLIŞI BÜYÜTÜR!
Bir toplumun gelişmesi için yalnızca iyi yöneticilere değil, yanlış karşısında susmayan vatandaşlara, özgür basına ve işleyen denetim mekanizmalarına da ihtiyaç vardır.

Her eleştiriyi saldırı, her soruyu itibarsızlaştırma girişimi olarak görmek, sorunları çözmez; aksine derinleştirir.

Unutulmamalıdır ki makamlar geçici, kamu sorumluluğu kalıcıdır. Koltuklar el değiştirir, yöneticiler değişir; ancak yapılan işlerin ve alınan kararların hesabı hukuk önünde sorulabilir.

Son sözümüz Ziya Paşa’nın dizelerinden ilham alsın:

Önce nasihat, ardından uyarı; sonuç alınamıyorsa hukuk ve adalet!

Kimseye ayrıcalık tanımadan, kimsenin hakkını çiğnemeden, ama yanlışa da göz yummadan…

Çünkü nasihati dinlemeyene eleştiri, eleştiriden anlamayana denetim, hukuku hiçe sayana adalet gerekir.

Ve unutmayalım: Bir toplumda adaletin gücü, yanlış yapanın kim olduğuna değil, yapılan yanlışın ne olduğuna bakabilmesidir.

Urfa Siyaseti Reklam

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Antalya escortAntalya Escort Bayan