Şanlıurfa’da Ulaşımın Eksiği: Biraz Nezaket, Biraz Eğitim! « URFA SİYASETİ

---
SON DAKİKA

Şanlıurfa’da Ulaşımın Eksiği: Biraz Nezaket, Biraz Eğitim!

Bir şehrin medeniyetini anlamak için bazen müzelerini gezmeye, tarih kitaplarını karıştırmaya gerek yok. Bir trambüse binin, birkaç durak gidin; şehrin geçmişiyle bugünü arasındaki mesafeyi anlamanız mümkün!

Bu haber 12 Ekim 2026 - 21:00 'de eklendi ve kez görüntülendi.

12 bin yıllık tarihiyle övündüğümüz, Göbeklitepe’yle dünyaya seslendiğimiz, Balıklıgöl’üyle misafir ağırladığımız Şanlıurfa’da, toplu ulaşımda nezaket meselesini hâlâ konuşuyorsak oturup biraz düşünmemiz gerekiyor.

Hafta sonu birkaç arkadaşımla Balıklıgöl ve tarihî hanlar bölgesine gitmek için trambüse bindik. Aramızda Şanlıurfa dışından gelen yabancı bir arkadaşımız da vardı. Akarbaşı durağına yaklaşırken şoförün anonsu başladı:

“Haşimiye’de, Dergâh’ta, Balıklıgöl’de inecağlar burda ensin!”

Ardından aynı anons tekrarlandı. Bu kez arka taraftan inmeleri istendi, yolcuların biraz çabuk olması gerektiği de hatırlatıldı.

Anonsun amacı belliydi: Yolcuları doğru durakta indirmek. Buna kimsenin itirazı olamaz. Mesele, bu işin nasıl yapıldığıydı. Bir kamu hizmetinde yolcuya bilgi vermek başka, yolcuyu acele ettirirken nezaket sınırlarını zorlamak başkadır.

Yanımdaki arkadaşım yüzüme baktı ve sordu:

“Buralara daha kibar bir kaptan verilemez mi?”

Ne diyeyim? Haklısın, dedim. Biraz da utandım.

Şimdi meseleye bir de misafirimizin gözünden bakalım. Biz bu şehri anlatırken Göbeklitepe’den, Balıklıgöl’den, tarihten, kültürden, müzikten ve misafirperverlikten söz ediyoruz. Misafirimiz ise bütün bu anlatıların ardından toplu taşıma aracında duyduğu üslubu sorguluyor.

Demek ki tanıtım broşürlerine yazdıklarımızla günlük hayatta yaşattıklarımız arasında bazen küçük bir mesafe oluşabiliyor. Üstelik bu mesafeyi kapatmak için yeni bir proje ihalesine, milyonluk reklam kampanyasına ya da görkemli bir açılışa da ihtiyaç yok. Bazen biraz nezaket yeterli!

O Kibar Anonslara Ne Oldu?
Eskiden trambüslerde Ömer Faruk Göz’ün ve bir hanımefendinin sesinden duyduğumuz durak anonsları vardı. “Bir sonraki durak Arasa” ya da “Rabia Meydanı” denildiğinde yolcu ineceği yeri önceden öğrenirdi. Sakin, anlaşılır ve düzenli bir bilgilendirme yapılırdı.

Ne oldu o anonslara?

Elbette sesli anons sistemleriyle insan iletişimi aynı şey değil. En gelişmiş sistem bile güler yüzün yerini bütünüyle tutamaz. Fakat en azından yolcuyu önceden bilgilendiren bir sistem, şoförün üzerindeki baskıyı ve son dakika telaşını azaltabilir.

Teknoloji ilerliyor, şehir büyüyor, ulaşım yatırımları yapılıyor. Peki, bütün bu gelişmelerin yanına iletişim kültürünü de koyabiliyor muyuz? Yoksa araçlar yenilenirken bazı alışkanlıklarımızı olduğu yerde mi bırakıyoruz?

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı ile Urfa Ulaşım yetkililerinin bu sorular üzerinde durmasında yarar var.

Şoför Direksiyonda, Nezaket Nerede?
Şoförlük elbette kolay bir iş değil. Yoğun trafik, kalabalık araçlar, duraklardaki hareketlilik ve zaman baskısı, gün boyunca yüzlerce yolcu taşıyan personeli yorabilir. Bu koşulları görmezden gelmek haksızlık olur.

Ancak zor bir iş yapmak, iletişimdeki bütün pürüzleri mazur göstermez. Direksiyon başında olmak, nezaket kurallarına kısa bir mola vermek anlamına gelmemeli.

Üstelik burada bütün şoförleri aynı kefeye koymuyoruz. İşini sabırla yapan, yaşlıya yardım eden, yolcusuna anlayış gösteren nice emekçi var. Onların hakkını da teslim etmek gerekir. Tam da bu nedenle, hizmet kalitesini aşağı çeken davranışların görmezden gelinmemesi önem taşıyor.

Vatandaşların zaman zaman şoförlerle yaşadıkları olumsuz diyalogları sosyal medyada paylaşması da konunun kamuoyunda karşılık bulduğunu gösteriyor. Elbette her paylaşım tek başına kesin hüküm vermek için yeterli değildir. İddialar incelenmeli, personelin görüşü alınmalı ve değerlendirmeler somut verilere dayanmalı.

Fakat kurumların önünde daha kolay bir yol da var: Sorunların büyümesini beklemeden önlem almak.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Eğitim Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, toplu taşıma şoförlerine düzenli ve dönüşümlü eğitimler verilebilir. İnsan ilişkileri, öfke ve stres yönetimi, yolcularla iletişim, yaşlı ve engelli bireylere yaklaşım, turistlerle iletişim gibi konular uygulamalı biçimde ele alınabilir.

Ulaşım Dairesi Başkanlığı ve Urfa Ulaşım da sahaya daha fazla ağırlık verebilir. Vatandaş şikâyetleri düzenli olarak değerlendirilebilir, denetimler artırılabilir ve başarılı personelin örnek uygulamaları yaygınlaştırılabilir.

Çünkü yönetmek yalnızca masa başında işlerin yolunda gittiğini varsaymak değildir. Bazen bir araca binip birkaç durak yolculuk etmek, sayfalarca raporda görülmeyen bir ayrıntıyı ortaya çıkarabilir.

Tabii klimalı odada otururken her şeyin yolunda görünmesi de anlaşılır bir durum! Ne de olsa masanın üzerinde trafik yok, durakta bekleyen yolcu yok, “Kaptan, buradan geçiyor mu?” diye soran yok. Bütün mesele sahaya çıkıp gerçek hayatın sesini duyabilmekte.

Medeniyet Şehri Olmak, Biraz Da Üslup Meselesi
Şanlıurfa, her yıl yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlıyor. Göbeklitepe, Balıklıgöl, tarihî hanlar, çarşılar, müzik ve gastronomi bu şehrin en güçlü değerleri arasında.

Ancak turizm yalnızca ziyaretçiyi şehre getirmekten ibaret değil. Önemli olan, gelen insanın burada nasıl karşılandığı ve nasıl bir hatırayla ayrıldığıdır.

Bir turist tarihî bir yapıya hayran kalabilir; fakat yolculuğu sırasında karşılaştığı olumsuz bir davranışı da unutmayabilir. Tek bir kişinin tutumu bütün şehri temsil etmese de bazen şehir hakkında oluşan ilk izlenime katkıda bulunabilir.

İşte bu yüzden toplu ulaşım, turizmin dışında düşünülemez. Şoför, farkında olsun ya da olmasın, şehrin misafirle kurduğu ilişkinin bir parçasıdır.

Biz Şanlıurfa için “medeniyet şehri” diyoruz. Haklı olarak tarihimizle gurur duyuyoruz. Ancak medeniyet, yalnızca geçmişte bırakılan eserlerle ölçülseydi bugünün insanına pek fazla iş düşmezdi. Oysa asıl sınav, o mirası günlük hayatımıza ne kadar yansıtabildiğimizdir.

Bir tarafta insanlık tarihinin en eski yerleşimlerine ev sahipliği yapan bir şehir, diğer tarafta bir yolcunun basit bir anons sırasında nezaket beklentisini dile getirmesi…

Aradaki çelişkiyi görmek için arkeolog olmaya gerek yok!

Eleştiri Düşmanlık Değil, İyileşme Fırsatıdır
Şehirdeki sorunları dile getirdiğimizde bazı kişilerin hemen savunmaya geçmesi, asıl meselenin konuşulmasını zorlaştırabiliyor. Oysa eleştirinin amacı her zaman bir kurumu yıpratmak değildir. Bazen daha iyi bir hizmet beklentisinin en açık ifadesidir.

Bir gazeteci ya da vatandaş, gördüğü eksikliği dile getirdiğinde ilk sorulması gereken “Bunu neden yazdın?” değil, “Burada düzeltilmesi gereken bir şey var mı?” olmalıdır.

Elbette eleştiri de ölçülü, adil ve somut olmalı. Bir kişinin davranışından hareketle bütün çalışanları suçlamak ne kadar yanlışsa, kurumun itibarını koruma adına her eleştiriyi peşinen reddetmek de o kadar yanlıştır.

Şanlıurfa’nın ihtiyacı, sosyal medyada birbirine cevap yetiştiren taraflardan çok, sahada çözüm üreten bir anlayıştır.

Ulaşım Dairesi Başkanlığı ve Urfa Ulaşım yetkililerine çağrımız şu: Şoförlerin çalışma koşullarını da dikkate alan bir eğitim ve denetim programı oluşturun. Durak anonslarını gözden geçirin. Vatandaşın şikâyetlerini ciddiyetle değerlendirin. İyi hizmet veren personeli destekleyin, eksikleri de zamanında giderin.

Bunlar büyük laflar değil, iyi bir kamu hizmetinin temel gereklilikleri.

Son sözümüz de şu olsun: Şanlıurfa’nın tanıtımında tarihimizi anlatmaya devam edelim. Göbeklitepe’yi, Balıklıgöl’ü, müziğimizi ve mutfağımızı dünyaya duyuralım. Ama bütün bunları anlatırken bir şeyi de unutmayalım:

Medeniyet, yalnızca kaç bin yıllık olduğunuzla değil, bugün insanlara nasıl davrandığınızla da ilgilidir.

Bir şoförün anonsu şehri tek başına anlatmaz. Ama bazen bir şehrin kendisini yeniden gözden geçirmesi için yeterince güçlü bir soru sordurur.

Eğitim şart mı?

Şart!

Hatta bazen bir şehre yeni bir slogan bulmaktan daha acil, bir yolcuya nasıl hitap edileceğini hatırlamak şart.

Urfa Siyaseti Reklam

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.